Bugun...



Genel Yayın Yönetmenimiz Diken'e Konuk oldu.
Tarih: 16-05-2017 14:52:22 + -


Genel Yayın Yönetmenimiz Diken'e Konuk oldu.

facebook-paylas
Tarih: 16-05-2017 14:52

Genel Yayın Yönetmenimiz Diken'e Konuk oldu.

Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Azad KAZAN, Diken Gazetesine konuk oldu. Cinsel istismar hakkında açıklamalarda bulunan KAZAN, bu vebalı konunun hukuki yaptırımlarını ve psikolojik yaklaşımını ele aldı.

Cinsel istismara dair alınacak önlemler ve ardından atılacak adımlar, mağduriyetin ‘katmerlenmesini’ engelleyebilir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçen yıl açıkladığı verilerine göre 2014’te 1377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuk olmak üzere 11 bin 95 çocuk cinsel istismara maruz bırakıldı.

Çocuklardan yüzde 57,6’sı 15-17, yüzde 23,9’u da 12-14 yaş grubunda. İstismar mağduru çocukların yüzde 18,5’ini ise 11 yaş ve altındakiler oluşturdu.

Yine TÜİK’e göre son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu evlendirildi.

Adalet Bakanlığı’na göre de 2015’te 16 bin 957 istismar davası açıldı, bunlardan 13 bin 968’inde mahkumiyet, 4 bin 751’inde de beraat kararı çıktı. Geri kalanı ise ‘diğer kararlar’ başlığında toplandı.

Türkiye’de 2005’te açılan istismar davası 5 bin 730. Buna göre 2005-2015 yıllarında açılan dava sayısı üç kat arttı.

Ne yapmak gerek?

İstatistikler böyleyken, çocukları istismardan nasıl korumak gerekiyor? Çocuğu daha fazla mağdur etmeden konuyu nasıl ele almalı? İstismar nasıl anlaşılır, neler cinsel istismara girer?

KKTC’de kurulan, gönüllülük esasına göre hareket eden, eğitim ve araştırma grubu olan News PDR, bünyesinde psikoloji ve hukuk fakültelerinden lisans ve yüksek lisans öğrencileriyle akademisyenleri barındıran bir yapılanma. Grubun 20’den fazla üniversitede temsilciliği var.

Çocuklara yönelik sosyal yardım kampanyalarının yanı sıra şimdiye dek Sakarya Üniversitesi, Kültür Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nde ‘cinsel istismar farkındalık dizisi’ adıyla konferanslar düzenlemişler.

News PDR grubu, çocuklara yönelik cinsel istismar konusunda yeni bir kitap yayınladı. Legal Yayınevi’nden çıkan ‘Çocuk Cinsel İstismarını Önleme Kılavuzu’nda beş ismin imzası var.

Osman Azad Kazan, Yrd. Doç. Yavuz Erdoğan, Pedagog Pınar Kaya-Döşlü, Toğrul Salamzade ile Tuğba Aksungur’un kaleme aldığı kitabın editörlüğünü de Kazan yaptı.

Aynı zamanda newspdr.com’un yayın yönetmeni olan Kazan cinsel istismarın nasıl engellenebileceğini, sonrasında ne yapılması gerektiğini kitap vesilesiyle Diken’e anlattı.

Çocuğa yönelik hangi davranışlar istismara girer?

Fotoğraf: Reuters

İstismarın birçok türü vardır. Yani ‘Hangi davranışlar?’ sorusu geniş bir yelpazede açıklanabilir. Fiziksel istismar, psikolojik istismar ve cinsel istismar bu yelpazeyi oluşturan önemli istismar türlerindendir. Cinsel istismar; temas gerektirecek ya da gerektirmeyecek, cinsel sömürüyü oluşturan tüm davranışları içermektedir.

Yani; cinsel içerikli konuşma, cinsel bölgeye dokunma ya da dokunmaya zorlama, genital ilişkiye zorlama, cinsel birleşme, pornografik içerikli film, belgesel ya da animasyon izletmek cinsel istismar türünde gözlenen davranışlardandır. Kısaca bir yetişkinin çocuğu cinsel amaçla kullanması ya da teşebbüs etmesidir. Ayrıca unutulmamalıdır, çocuk evliliği bir evlilik değil cinsel istismardır. Bu durumda rıza ya da başka bir husus, bu evliliğin ‘cinsel istismar’ vakası olmadığını göstermez. Çünkü çocuğun buna rızası olmaz. Rızasının olduğunu düşünmek haksızlıktır.

Çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı nasıl anlaşılır?

Cinsel istismara maruz kalmış çocuk başına bir şey geleceğinden korkar ve kimsenin kendisine inanmayacağını düşünür. Bu yüzden birebir söylemekten çekinebilir. Lakin yine de bazı semptomlar ortaya çıkar. Çocuk kendini soyutlamaya başlar ve kaygı bozuklukları oluşur. Uyku bozukluğu, iştahsızlık, güvensizlik, karanlık korkusu, ciddi depresyon belirtileri ve beraberinde gelen kendine güvende düşüş gözlenir.

İstismarın ardından çocuğun daha fazla mağdur olmaması ve psikolojik olarak yıpranmaması için neler yapmak gerek?

Fotoğraf: Reuters

Özellikle baba, olay yaşandıktan sonra uzun süre kabullenemez; durumu örtmeye ve duyulmasını engellemeye çalışır. Ebeveynler çatışmaya başlar ve bu esnada çocuk suçlanır, kötü muameleye maruz kalır. Tabii istisnai vakalar dışında seyir genelde böyledir.

Öncelikle bu yaklaşımın yanlış ve haksız bir davranış olduğunu vurgulamak; çocuğun, cinsel istismara maruz kalmayı ve mağdur olmayı kendisinin seçmediğini belirtmek gerekir. Bu durum fizyolojik olarak da, psikolojik olarak da böyledir. Doğru davranış şudur; çocuğa zaman ayırmak ve onun rahat edebileceği bir konuşma ortamı yaratmak öncelikli sağlanmalıdır.

Çocuk cinsel istismar hakkında konuşurken sinirlenmemek, onu suçlayıcı tavırlar sergilememek hatta soğukkanlı bir yaklaşımla dinlemek gerekir. Kendi içine kapanmaya başlayan çocuk ile onun sevdiği ve ilgisini çeken etkinlikler gerçekleştirilmelidir. Ancak bu şekilde psikolojik olarak destek olunabilir ve çocuğu yormaktansa psikolojik ve hukuksal adımlar düşünülebilir.

İstismar suçunu işleyen faillerinin sayısının artmasını engellemek mümkün mü?

Fotoğraf: DHA

Bunu hemen engellemek mümkün olmasa da basamak olunabileceği düşüncesindeyiz. Çünkü yıllardır artarak gelmiş ve temeli pek irdelenmemiş bir sorun söz konusu. Alanımız gereği failin neden bunu gerçekleştirdiği bizim için çok önemli. Nihayetinde fail de bir çocukluk dönemi yaşadı, bu dönemde neler yaşadı? Belki o da maruz kaldı evet ama niye kaldı? Tüm bu sorunsalları birleştirerek temelde duran büyük sorun çözülmedikçe faile ceza vererek mağdurun psikolojisi ile ilgilenerek sadece mevcut vakayı çözmüş oluruz. Olan ya da olacak vakaların önüne geçmek bu yüzden önemli.

İstismarın önlenmesinde, devlete hangi görevler düşüyor? Bu bağlamda, devletin tedbirlerini şu an için yeterli görüyor musunuz?

Fotoğraflar: Reuters

Adli makamlara ve kolluk makamlarına düşen görev, işlerini gerekli hassasiyetle yaparak, faillerin en kısa sürede cezalandırılmasını sağlamak olmalıdır. Hatta öyle ki, illa bir kanun değişikliği yapılmak isteniyorsa, çocuklara dönük bu tip eylemlerin öncelikli işler olarak belirlenip, mahkemelerin de en kısa sürede kararı vermesi sağlanmalıdır.

Çocuklara dönük bu eylemler bakımından ayrıca belirtmeliyiz ki, devletin öncelikli görevi çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları belirleyip, bunları ortadan kaldırmak olmakla birlikte; mağdur çocukların içine düşecekleri sosyolojik ve psikolojik durumların dikkate alınarak, onlara gerekli yardımları sağlayacak destek mekanizmalarının da faaliyete geçirilmesi gerekmektedir.  Bu kapsamda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Şu an için yeterli sayılabilecek bir durum yoktur.

Özellikle kamuoyuna yansıyan ve toplumsal vicdanı yaralayan bazı güncel vakalarda devletin iyi bir sınav verdiğini söyleyemeyiz.

Ailede ve okullarda, çocuklara cinsel istismardan kendilerini koruyabilmeleri için nasıl bir eğitim verilmeli?

Mücadele ettiğimiz süre içerisinde incelediğimiz ve karşılaştığımız vakaların bilinçsiz ebeveyn davranışları ile öne çıktığını gördük. Karşılaştığımız bir vakada anne durumu uç noktaya taşımış; çocuğa, anne ve baba dışında kimsenin onu öpemeyeceği ve sevemeyeceği öğretilmiş. Dolayısıyla çocukta güvensizlik oluşmuş ve dedesinden korkmaya, uzaklaşmaya başlamış. Bu durum yanlıştır; çocuklar sevgiye ihtiyaç duyar, fakat bu sevgi bilinçli olmak zorundadır.

Öncelikle sevgi ve özel bölge ayrımı iyi tahlil edilmeli, davranış o yönde kazandırılmalıdır. Sonrasında dokunulmaması gereken bölgelerinin olduğu öğretilmelidir evet ama bu duruma anne ve baba da hassasiyet göstermelidir. “Çocuğun özel bölgeleri vardır ve bu bölgelere patolojik müdahaleler ve fiziksel engeller dışında -anne ve baba- dahil olmak üzere kimse dokunmamalıdır” anlayışı kazandırılmalıdır.

‘Hayır’ diyebilmek öğretilmelidir. Bu ne anlama geliyor? Şöyle ki; incinirse, koşulsuz olarak buna karşı gelebilmek, ‘Hayır’ diyebilmek ona öğretilmelidir. Çoğu çocukta bu davranış yoktur çünkü çocuğa büyüklerin söylediklerine itaat etmek öğretilmiştir.

Mesela; öpülmekten hoşlanmıyorsa buna karşı gelebilmeyi, reddetmeyi ona öğretin. Tabii buna rağmen birisi çocuğu öpmeye çalışırsa ve sır olarak kalmasını isterse bunu sizinle paylaşması gerektiğini, durumun onun iyiliği için olduğu söylenirse böyle bir şeyin doğru olmadığını ve “Seni şikayet edeceğim babana ya da annene” tehditleri yapılırsa yine de size bildirmesi gerektiğini, kızılacak bir durumun olmadığını söyleyin. Ayrıca çocuğa, rahatsız edici bir duruma maruz kalma durumunda yardım istemeyi de öğretin.

Tüm bunları yaparken cinsel gelişimi ve özel bölgeleri konuşmaktan çekinmeyin, mesafe koymayın. Aynı durum okul için de geçerli; öğretmenleri ya da psikolojik danışmanı çocuğa haklarının olduğunu göstermelidir. Özel bölge ve rahatsız edici davranışların tanımı öğretildikten sonra hukuki olarak hangi haklara sahip olunduğu ve devlet güvencesinin kapsamı net olarak aktarılmalıdır. Yaş grubuna göre cinsel gelişim dersi belki kolaylaştırıcı olabilir fakat en basitinden konferanslar ve toplanan bilgilendirici argümanlarla hazırlanmış broşür, afiş gibi dikkat çekici malzemeler önleyici bir zemin oluşturabilir.

Kitapta “Kızını dövmeyen dizini döver” ve “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter” gibi atasözlerinden bahsediyorsunuz. Kültürün istismar konusuna etkisi nedir?

Kültür her durumda olduğu gibi istismar konusunda da hayli etkilidir. Belki de bu sorunun temelini oluşturan bir parçadır. Kızların, erkeklere köle olarak yaratıldığı algısını yaratmak ve erkek ya da kız çocukların büyüklere koşulsuz itaat edeceğini empoze etmek ve kalıplar kurarak sonraki nesillere aktarmak elbette sorunun büyümesine ve çözülememesine katkı sağlıyor.

Cinsel istismara dair mevcut yasaları ve yargı pratiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fotoğraf: DHA

Cinsel istismara ilişkin özel yasa ya da yasalar bulunmamaktadır. Cinsel istismarı doğrudan suç kılan tek hüküm Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 103’üncü maddesidir. Aynı kanunun 104’üncü maddesinde de reşit olmayanla cinsel ilişki suç sayılırken, 226’ncı maddede ise müstehcenlik eylemi suç olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında mağdur çocuklar için ya da suça sürüklenen çocuklar için Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ve Çocuk Koruma Kanunu’nda çocukları korumaya dönük çeşitli hükümler bulunmaktadır.

2014 yılında cinsel istismar suçunun cezaları artırılmıştır. Daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla 2016 yılı sonunda da (mağdur çocuğun yaşına göre) yine cezalar artırılmıştır. Bu değişikliklerin gerekçesine bakıldığında cinsel istismar suçuyla etkin mücadele için cezada artırım yapıldığının belirtildiğini görmekteyiz. Türkiye gerçeklerini dikkate alarak bu düşünceye katılmıyoruz.

Yani cinsel istismarı önlemenin yolunun cezaları artırmak olduğu düşüncesini kabul etmiyoruz. Her ne kadar bahse konu faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını gönlümüzden geçirsek de bu suçun azaltılmasını istiyorsak yapmamız gereken cezaları artırmak değil, bu tip eylemlere yönelen her failin az ya da çok cezalandırılmasını sağlamak; dolayısıyla suç işleyen kişinin mutlaka ceza göreceğini bilmesini sağlamaktır. Maddelerle oynamak yerine yapılması gereken; toplumu ve özellikle de çocuklarımızı bilinçlendirerek bu tip eylemleri gizlemek yerine deşifre etmelerine destek olmaktır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, cezaların çok ağır olması mahkemelerde ceza vermek konusunda da tereddüt yaşanmasına ve beraata meyledilmesine sebep olabilecektir. Öyle ki özellikle küçük yaştaki çocukların beyanları arasında farklılıklar dikkate alınarak, failin hayatını tamamen kuşatacak bir cezayı vermek yerine mahkeme şüpheden sanık yararlanır ilkesine sığınarak beraat kararı verebilecektir.

Tüm bunları anlattıktan sonra “Pratiği yeterli buluyor musunuz?” sorusunu özetle tamamlamak isterim; yeterli bulacağımız tutarlı, caydırıcı hiçbir durum bulunmamaktadır.




Kaynak: Diken

Editör: Hediye Anılgan

Bu haber 734 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gündem Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 19-20 Haziran Şemdinli Projesi
    19-20 Haziran Şemdinli Projesi
  • Yarışmadan Cevaplar :)
    Yarışmadan Cevaplar :)
  • Capsler-1
    Capsler-1
  • Capsler-2
    Capsler-2
  • Capsler-3
    Capsler-3
  1. 19-20 Haziran Şemdinli Projesi
  2. Yarışmadan Cevaplar :)
  3. Capsler-1
  4. Capsler-2
  5. Capsler-3
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Şizofreni
    Şizofreni
  • Gülmek en iyi ilaçtır
    Gülmek en iyi ilaçtır
  • NewsPDR Kimdir?
    NewsPDR Kimdir?
  1. Şizofreni
  2. Gülmek en iyi ilaçtır
  3. NewsPDR Kimdir?
VİDEO GALERİ
YUKARI